Alican Uludağ’ın Tahliyesi İçin Mahkeme Kararı Verildi

22 Mayıs 2026 tarihinde gerçekleşen önemli bir duruşmada, Türk basınında geniş yankı uyandıran Alican Uludağ’ın yargılanma süreci resmen başlamıştır. Üç aydır cezaevinde tutuklu bulunan gazeteci Alican Uludağ, Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılanmaktadır. İlk celsesi, mahkemenin esas hâkiminin ani bir mazeret bildirmesi nedeniyle gecikmeli olarak saat 14.35’te başlamıştır.

Duruşmada sanık sıfatıyla yer alan Uludağ, Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesine göre “Cumhurbaşkanına alenen hakaret”, 217/A maddesine göre “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” ve “yargı organlarını alenen aşağılama” gibi üç ayrı ağır suçlamayla karşı karşıya kalmıştır. Fiziki katılım talep edilmesine rağmen, Alican Uludağ duruşmaya İstanbul Silivri Cezaevi’nden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlanmıştır.

Duruşma salonunda, Uludağ’ın avukatları tam kadro hazır bulunurken, Ankara Barosu Başkanı Mustafa Köroğlu da davada müdafi olarak yer almıştır. Uludağ, duruşma öncesinde hukuki sürecin yersizliğine dikkat çekerek, altı sayfalık kapsamlı bir savunma metni sunacağını belirtmiştir.

Duruşmanın fiziksel koşulları da dikkat çekici bir tartışma konusu olmuştur. Avukatların ve basın kuruluşlarının büyük salon taleplerine rağmen, duruşmanın küçük bir salonda yapılması, katılan gazeteciler, hukukçular ve aile üyeleri arasında izdihama neden olmuştur. SEGBİS aracılığıyla duruşmaya katılan Uludağ, mahkeme heyetini görebilirken, duruşma salonunun tamamını görebilmek adına adil bir yargılanma talebinde bulunmuştur.

Uludağ, duruşma sırasında, cezaevinde bulunan meslektaşlarına selam göndererek savunmasına başlamıştır. 90 gündür Silivri Cezaevi’nde olduğunu hatırlatan Uludağ, SEGBİS ortamında sağlıklı bir yargılama olamayacağını ifade etmiştir. Gazeteciliği, hiçbir grup çıkarı gözetmeksizin halkın menfaatine yaptığını vurgulayan Uludağ, kendisine yöneltilen suçlamaların basın özgürlüğünü ihlal ettiğini savunmuştur.

İddianameyi hazırlayan savcının bir basın savcısı değil, terör savcısı olduğuna dikkat çeken Uludağ, delillerin toplanma biçiminin hukuka aykırı olduğunu belirtmiştir. Suçlamaya konu olan 13 sosyal medya paylaşımının tamamının Ekim 2025 öncesine ait olduğunu vurgulayan Uludağ, CHP’li belediyelere yönelik eleştirilerinin hakaret sayılmasının mantığını sorgulamıştır.

Ayrıca, cezaevinde karşılaştığı ve Anayasa Mahkemesi kararları olmasına rağmen hala tutuklu olan Tayfun Kahraman’a dikkat çekerek, yargının bağımsızlığını savunmak amacıyla yaptığı paylaşımların amacını açıklamıştır. Savcının sadece haberleri değil, düşünceleri de suç sayarak kimsenin fikir beyan etmemesini istediğini dile getiren Uludağ, meslektaşı Furkan Karabay’ın tutuklanmasıyla ilgili yaptığı eleştiriyi hatırlatarak, “Şimdi ben tutukluyum” demiştir. Savunmasını bu noktada tamamlayan Uludağ, adaletin yerini bulması için tüm çabalarının süreceğini ifade etmiştir.