2019 yılının sonbaharında, kızıyla birlikte yürüyüş yaparken aniden başlayan şiddetli baş ağrısı, Jenny’nin hayatında beklenmedik bir değişime yol açtı. O günden itibaren, karşılaştığı herkes onun için sanki eski bir arkadaş gibi görünmeye başladı. Jenny, bugün hiç tanımadığı insanları yıllardır tanıyormuş gibi hissettiğini ifade ediyor. Beyni, tanıştığı her yeni yüzle ilgili detaylı anılar oluşturuyor ve bu anılar ona son derece gerçek geliyor.
Tıp dilinde “Yüzlere Karşı Aşırı Aşinalık Sendromu” (HFF) olarak bilinen bu nadir nörolojik durum, Jenny gibi bireylerin yabancı insanları geçmişten tanıdıkları kişiler olarak algılamasına neden oluyor. İngiltere’de bu rahatsızlığı yaşayan az sayıda insandan biri olan Jenny, beyninin sürekli sahte bağlantılar kurduğunu belirtiyor. Bir gün sokakta gördüğü bir kadının eski iş arkadaşı olduğuna inanarak yanına gidip konuşmaya çalıştığını, ancak kadının ona yabancı bir şekilde baktığını anlatıyor. Bu durum, Jenny için büyük bir utanç kaynağı oldu.
Yaşadığı zorluklar, sosyal hayatını olumsuz etkiledi. İnsanların yüzlerine bakmaktan çekinmeye başlayan Jenny, kalabalık ortamlarda herkesin tanıdık geldiğini ancak gerçekte kimseyi tanımadığını bilmenin psikolojik olarak yıpratıcı olduğunu dile getiriyor. İş hayatı da bu durumdan nasibini aldı; daha önce çalıştığı turistik tesiste, tanımadığı müşterilere daha önce gelmiş gibi davrandığı için ücretsiz giriş izni verdiğini belirtiyor. Sonunda yaşadığı karışıklıklar nedeniyle işinden ayrılmak zorunda kaldı.
Jenny’nin durumu, ABD’deki Dartmouth Üniversitesi ile İngiltere’deki York Üniversitesi’nden bilim insanlarının dikkatini çekti. Araştırmacılar, Jenny’ye daha önce hiç izlemediği “Game of Thrones” dizisini izlettikten sonra beyin aktivitelerini analiz etti. Beklenmedik bir sonuç elde ettiler; Jenny karakterleri ilk kez görmesine rağmen beyin hafıza merkezi, onları tanıyormuş gibi tepki veriyordu. Uzmanlar, Jenny’nin görme sistemi ve hafızasının normal çalıştığını, ancak iki sistem arasındaki iletişimin olağanüstü derecede aktif olduğunu ifade ediyor. Beyin, herhangi bir yüzle karşılaştığında sürekli “Bu kişiyi tanıyorsun” sinyali üretiyor.
Zorlukları aşabilmek için Jenny, zamanla bazı yöntemler geliştirdi. Yakın arkadaşlarından parlak kıyafetler giymelerini veya uzaktan el sallamalarını istemeye başladı. İnsanları yüzlerinden ziyade saç renkleri, takıları veya yanlarındaki evcil hayvanlar sayesinde tanımaya çalışıyor. Şu an bir hayvanat bahçesinde çalışan Jenny, iş arkadaşlarının desteği sayesinde durumunu kabullenmeye başladığını ve bunu bir tür avantaj olarak gördüğünü söylüyor. Topluluk önünde konuşurken, karşısındaki insanları eski dostları gibi hissettiği için heyecan duymadığını dile getiriyor. Jenny, yaşadığı deneyimleri esprili bir dille şöyle özetliyor: “Eğer bu hissi şişeleyebilseydik, belki de dünyadaki sosyal kaygının çözümü olurdu.”
